22 Mart 2022

Yüksekokulumuz Öğr. Gör. Dr. Bedri ÖZÇELİK tarafından Dr. Öğr. Üyesi Baybarshan Ali KAZANCI moderatörlüğünde ‘Akif’in Hak Anlayışı ve İstiklal Marşı’nda Hak Kelimesinin Çağrıştırdıkları’ konulu çevrimiçi seminer gerçekleştirildi. Seminere, akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimiz katıldı.

Önemli bir şahsiyet olan Akif’in eserleri ile şahsiyeti arasında ciddi bir ilişki olduğunu belirten  Öğr. Gör. Dr. Bedri Özçelik, “Akif ‘Hayatta bildiğim tek gerçek, sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek’ sözlerinde belirttiği gibi haktan ve hakikatten zerre kadar şaşmayan bir şahsiyettir.  Sessiz ama etkili yaşamış bir şahsiyettir. Akif’i sevenler ya da sevmeyenler, onun dürüstlüğünden, vefakârlığından asla şüphe etmemişler ve bunu da her ortamda dile getirmişlerdir. Biz bugün Akif’in hayatından ziyade; hayatından ve eserlerinden yansıyan hak anlayışı, İstiklal Marşı’ndaki Hak kelimesinin bize çağrıştırdıkları hususunda konuşacağız. Hak; sözlük anlamında gerçek, sabit ve doğru olmak, bir şeyi gerçekleştirmek, bir şeye yakinen tanık olmak anlamında kullanılmıştır. Akif, hayatına geçirebileceği bir kavramı çokça ele almış, Hak kelimesini 199 yerde kullanmış ve farklı anlamlarda da kullanmıştır. İslami terminolojide Allah’ın isimlerinden biri (Hakk), ve onun çokluğu hukuk ile batılın zıttı anlamında kullanılmıştır. Hukuki anlamda inkârı mümkün olmayan gerçek, sabit olan, gerçeğe mutabık olan anlamında kullanılmıştır.

Bir Millette İman, Salah, Hak ve Sebat Varsa Onlara Acı, Keder, Ziyan ve Sıkıntı Ulaşmaz

Mehmet Akif’in ifadeleri  üzerinden Hak kavramını ve anlamlarını açıklayan Öğr. Gör. Dr. Bedri Özçelik, “Mehmet Akif,  7 kitaptan oluşan Safahat eserinde inandığını, düşündüğünü, yaşadığını anlatmaktadır. Bu anlamda gerçekten dikkate şayan bir eserdir. Safahatta Hak kelimesini birçok farklı anlamda kullanılmıştır. Belirttiğimiz anlamlar dışında kullanılan Hak kelimesini de bulmak mümkün. Hak kelimesine o kadar önem vermiştir ki eserlerinden birinin ismi Hakkın Sesleri’dir. Orada da ayeti kerimeleri ve hadisleri açıklayan şiirler kaleme almıştır. Akif’in ‘Asım’ adlı kitabında Hak, Allah ve adalet anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla Hak, Asım’da Allah inancı ve adalet inancı muhteşem bir bütünlük arz etmektedir. Asım’da Akif şu ifadelere yer vermiştir;

‘Halikın namütenahi adı var en başı Hakk

Ne büyük şey kul için Hakk’ı tutup kaldırmak

Hani ashâb-ı kirâm ayrılalım derlerken

Mutlaka sûre-i ve’l-Asr’ı okurmuş bu neden ?

Çünkü meknun o büyük sûrede esrârı felâh

Başta iman-ı hakikî geliyor sonra salâh

Sonra Hak, sonra sebat, işte kuzum insanlık

Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık’

Bu ifadelerin günümüz Türkçesi ile gençlerimize anlatılmasının faydalı olacağını düşünüyorum. ‘Yaradanın birçok adı var, en başı Hakk’ ifadesinde Akif, Hakk kelimesini Allah kelimesinin yerine kullanmış. Bir kulun şereflenmesi için en büyük lütuf Allah’a kul olmaktır. Ashab-ı Kiram birbirlerinden ayrılırken Kuran-ı Kerim’de bir  sure olan Asr Suresini okurmuş. Çünkü o surede kurtuluş, mutluluk ve kulluk sırları yer alıyor. Bu sırlar öncelikle iman, sonra iyilik, barış ve huzur anlamına gelen salah, sonra hak, adalet, doğruluk, gerçek, hakikat, sonra da sebat yani sözünde kararında sabit olmaktır. Başladığı işe sıkıca sarılma, yerinde durma, payidar olma anlamında kullanılmış. İşte düzgün bir insana yakışan durumlar bunlardır. Bir insanda, bir millette bu dört unsur birleşirse ona artık acı, keder, ziyan ve sıkıntı ulaşmaz.

Akif aynı şiirin devamında şu şekilde devam eder:

‘Müslüman hakka zahîr olmaya her an mecbûr,

Sarsılır varlığı, göstermeye başlarsa fütûr,

Hele zulmün galeyânında bu mecbûriyyet,

Daha şiddetli olur başkalarından elbet.

Çünkü hak öyle zamanlarda kalır tehlikede,

Çâresizdir, onu kurtarmaya bakmak sâde’

Akif, Müslüman’ın her an adaleti, korumaya ve gözetmeye mecbur olduğunu ifade ediyor. Bunda gevşeklik göstermeye başlarsa varlığı sarsılır. Zulmün arttığı zamanlarda bu mecburiyet daha da artar. Çünkü, böyle zamanlarda adalet tehlikeye düşer ve mutlaka adaleti kurtarmak gerekiyor. ‘Banane’ derseniz zulüm baş gösterir. Mehmet Akif, zalime karşı hak ve adaleti vurgulamanın, savunmanın önemini çok vurgulamaktadır. Bunu bütün kitaplarında görebiliriz” dedi.

İstiklal Kavramına Manevi Destek Olan Kavram Hak Kavramıdır

İstiklal Marşımızda kullanılan Hak kavramını açıklayan Öğr. Gör. Dr. Bedri Özçelik, “İstiklal Savaşı, Türkleri tarihten silmek isteyen emperyalist batı devletlerine karşı verilmiş bir savaştır. İstiklal Marşı, bu savaşın marşıdır. Mehmet Akif, İstiklal Marşı’nda devlete ait bağımsızlık düşüncesi ile millete ait hürriyet düşüncesini birleştirmiştir. Devletin bağımsızlığını ve bireyin özgürlüklerini esas almış ve bunları birbirinin tamamlayıcısı olarak görmüştür. Milletin hürlüğünün kaynağının Hakk’a tapmak olduğu, Hak yolda olmak olduğunu vurgulamıştır. İstiklal Marşı kendi kendini açıklayan bir şiirdir. ‘Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal’ dizesini bundan dolayı ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım’ dizesi ile okumak lazım gelir. Çünkü bir toplumun hür olabilmesi için istiklali hak etmesi gerekir. Hakk’a tapan bir milletin istiklali hak etmesi demek, istiklal uğruna kendini feda etmesi demektir. Milletin varlık şartı her ne kadar istiklal olsa da bu tek başına yetmiyor. İstiklal, kendini aşan yüce bir değere dayanırsa ancak o zaman bir kutsallık kazanır. İstiklal kavramına manevi destek olan bu kavram Hak kavramıdır. İstiklalin olması için Hakk’ın kaçınılmaz şekilde varlık göstermesi lazımdır. Akif, Hakk  ifadesiyle Türklerin üç büyük değerini;  Allah, hakikat ve hukuk yani adaleti ifade ediyor. Bu üç değere bağlı olan milletlerin asla ve asla köle olmayacağını dile getirmektedir” şeklinde konuştu.

Seminer, Moderatör Dr. Öğr. Üyesi Baybarshan Ali Kazancı’nın değerlendirmesi ve Öğr. Gör. Dr. Bedri Özçelik’e teşekkürü ile sona erdi.